KEMİRGENLER
İnsanların yaşadıkları hemen her yerde bulunur ve
onların besinlerine ortak olurlar.
Yediği besinlerin yanında en az on katı kadarını
kirletir.
Hastalık taşıyıcıdırlar. Kemiricilerin bulaştırdığı
hastalıkların en korkuncu koyu renk kabarcıkla deride beliren ve siyah ölüm
denilen veba hastalığıdır. İnsanlara veba hastalığı sıçan piresi tarafından
kemiricilerden taşınmaktadır.
Kemiriciler gıda maddelerini kıl, dışkı ve idrarları
ile kirleterek kullanılamaz hale getirirler. Kemiriciler ekili ve depolanmış
ürünleri, kumaş ve inşaat malzemelerini tahrip ederler.
Ayrıca elektrik, telefon, bilgisayar kablolarını,
tahrip ederler.
Kemirici türleri içerisinde insanların gıdalarına
ortak olan , insan ve toplum sağlığının korunması açısından özellikle 3 tür
önem taşımaktadır.
Mus musculus L. ( Ev faresi),
Mus musculus musculus L.(Doğu faresi)
Rattus rattus L. (Siyah sıçan veya Ev sıçanı)
Rattus norvegicus B. (Göçmen fare veya Kahverenkli
sıçan ) yaygın ve önemli zararlara neden olan türlerdir.
•
Mus musculus L. (Ev faresi) :
Tanımı: Baş + gövde 6-9,5 cm, kuyrukları 6-11 cm., ağırlıkları 12-30 gr. kadardır. Renkleri açık
kahverengiden siyaha kadar değişir. Mus musculus musculus ta kuyruk,
baş+ gövdeden daha kısadır.
Yaşayışı ve Beslenmesi: Yılda 5-10
defa, 6-13 yavru doğururlar. Yavrular 30-40 günlük oldukları zaman çiftleşip
yavru yapma yeteneğine kavuşurlar.
Özellikle tahılları çok severler, yağlı tohumlar,
et ve ürünleri, kağıt, çuval ve kitapları kemirirler Geceleri işlektirler,
evlerde yaşayanların yaşam alanları bazen birkaç metre kareyi geçmez.
Besinleri depo etmezler. Çok iyi koşar, tırmanır,
sıçrar ve yüzebilirler. Koku alma ve işitme duyuları çok iyi gelişmiştir.
Eğer populasyon aşırı derecede artarsa bir çeşit
doğum kontrolü ortaya çıkar. İnsanların besinlerine aşırı ölçüde zarar verirler;
ayrıca tifus, tulerami hıyarcıklı, veba gibi hastalıkların etmenlerini, besin
zehirlenmelerine neden olan salmonellayı ve diğer bir çok bakteri çeşidini
taşırlar.
•
Rattus rattus L. (Siyah sıçan veya Ev sıçanı) :
Tanımı: Vücut 17-23 cm., kuyruk 20-25 cm., ağırlıkları 300 gr kadardır. Sırt rengi koyu
kahverengiden siyaha kadar, karın rengi kirli beyazdan koyu griye kadar değişir.
Yaşayışı ve Beslenmesi:
Tüm yıl boyunca yılda 3-6 defa, 6-13 yavru doğururlar,
gebelik süreleri 21-26 gündür. Doğan yavrular 2-3 ay sonra erginliğe ulaşır
ve 5 yıl kadar yaşayabilirler.
Evlerde kahverenkli sıçanla birlikte bulunabilirler.
Bu sırada kahverenkli sıçan bodrum katlarda(çünkü nemli yerleri daha çok severler),
siyah sıçan ise üst katlarda yaşar (kuru yerleri sever). Nocturnaldirler (Gece
faaliyet gösterirler).
Bitkisel besinleri tercih ederler. Hayvansal besinleri
yalnız gerektiğinde yerler. İnsanların besinlerine en çok zarar veren hayvanlardır.
Taşıdıkları pireler, idrarlar ve tozlarıyla da insanlara
çeşitli hastalıkları taşırlar.
•
Rattus norvegicus B. (Göçmen sıçan veya Kahverenkli sıçan
) :
Tanımı: Vücut 20-26
cm., kuyruk 22 cm., ağırlıkları
500 gr. kadardır. Sırt rengi açıktan koyu kahverengine kadar değişir.Karın
rengi beyazımsı açık gridir.
Yaşayışı ve Beslenmesi: . Tüm yıl boyunca
,yılda 7 kez her seferinde 1-11 yavru doğururlar. Eşeysel kızgınlıkları 6
saat sürer, bu sırada değişik erkeklerle 200-500 kez çiftleşirler. Yavrular
22 gün sonra anneden ayrılarak bağımsız yaşamaya başlarlar.
Besin az olunca aynı yuvada üç nesil bir arada bulunabilir.
Kolonideki bireyler birbirlerini kokularından tanırlar. Bazen bir kolonide
60 tan fazla birey bulunur.
Eğer anne herhangi bir nedenle ölürse, diğer bir
anne yavruların bakımını üstlenir. Toprakta galeriler açarlar, burada uyuma,
besin depolama ve düşmanlarından korunma odaları bulunur.
Binaların bodrum katlarında, kanalizasyon kanallarında,
yer altı boşluklarında, ahır ve benzeri yerlerde de bulunurlar.
Omnivor olan bu hayvanlara, besin bulabildikleri
her türlü ortam ve koşulda yaşayabilirler.
Geceleri besin aramak için 3 km yol kat edebilirler. Eğer yedikleri besin, su
bakımından fakirse sık sık su içerler. Rahatlıkla suya dalıp, yüzebilir ve
balık avlaya bilirler.
Bitkisel besinleri genellikle depo ederler, leş
de yerler, bebeklere ve kendini koruyamayacak şekilde güçsüz olan yaşlılara
bile saldırdıkları saptanmıştır.
Kuduz, tifus, tirişin, tularemia, ve daha birçok
hastalığı insanlara bulaştırırlar. Özellikle taşıdıkları kara veba hastalığından
1342-1357 yılları arasında Avrupa nüfusunun %25 i, 1892-1918 yıllarında ise
Hindistan da 11 milyon insan ölmüştür.
Bu hayvanlarda görülen ilginç davranışlardan biriside
tehlike karşısında kuyrukları ile bir birlerine düğümlenmeleridir. Daha çok
yeni yavrularda görülen bu tip düğümlere” Yaşayan gordion düğümü” denir.
Kemiricilerle Mücadele
Kemirici Sürveyi: Ev, ambar ve depolarda
başarılı bir mücadele yapılabilmesi için zararlı yoğunluğunun önceden tahmin
edilmesi gerekmektedir. Bunun için mücadele yapılacak ambarda genel bir sürvey
düzenlenir. Böylece;
Mevcut tür veya türlerin saptanması,
Yaşama, beslenme ve gezinme yerlerinin belirlenmesi,
Yoğunluk tahmini gibi hususlar araştırılır.
Pislikler :
Ev sıçanı
Uçları küt, dağınık halde ,1 cm uzunluk. 0.5 cm. genişlik
Göçmen sıçan
Uçları sivri, gruplar halinde 1 cm uzunluk. 0.5 cm. genişlik
Ev faresi
Uçları sivri , dağınık halde 0,4 mm
KEMİRGENLERİN BESLENME VE YUVALANMA YERLERİNİN
TESPİTİ
- Özellikle fareler çok belirsiz bir iz bıraktıkları
için genelde gözden kaçan her yer kontrol edilmelidir. Örneğin bina içinde
tavan ve çatı araları, pervaz araları, duvarlardaki delikler, yağmur suyu
boruları vb.
- Bina dışında ise toprak yığınları,çöp kovalarının
civarı,saman yığınları,su kanalı vb. Kemirgenler, son derece kurnaz yaratıklardır.
- Geçişlerini önlemek için alınacak birçok
önleme karşı, bina içine giriş için yeni yollar keşfederler.
- Su borularından tırmanırlar; cambaz örneği,
iki duvar arasındaki bir ip üzerinde yürüyebilirler. Bu yolları keşfedebilmek
için, özellikle sıçanların bıraktığı (derilerinden çıkan) yağlı izleri tespit
etmek gerekir.
Unutmamamız gereken bir husus da kemirgenlerin yiyecek
kadar, suya da ihtiyaçları olduğudur. Bu nedenle su kaynaklarının civarı da
çok iyi kontrol edilmelidir.
Tüm bu uğraşı sonunda tespit edilen yuvalar kesinlikle
bozulmamalıdır. Çünkü hemen yakın bir yerde tekrar yuvalanma sonunda izlerini
kaybettireceklerdir
2.Kültürel mücadele
Ambar fare ve sıçanlarına ait deliklerin camlı ve
kömür tozlu harç ile sıvanarak kapatılması
Besin ve su kaynaklarının fare ve sıçanların yaralanamayacakları
hale getirilmesi,
Havalandırma boşlukları, yere yakın pencereler,
lağım ve su borularının ağzı kafes tel ile kapatılması
3.Fiziksel mücadele
a.Kapanla yakalama: Az miktarda zararlı
yoğunluğu varsa, birkaç gün süre ile çok sayıda kapan kurularak mücadele yapılabilir.
Kapanların fare geçiş yollarına ve duvarlara yakın konulması gerekmektedir.
b.Yapıştırıcı kullanma : Yapıştırıcı, bir
sunta üzerine çember şeklinde sürülmekte ve orta kısma cezbedici besin maddesi
yerleştirilmektedir. Ancak bu yöntemde, yapıştırıcıya yakalanmış bireylerin
kurtulmak için çektikleri acıdan dolayı çığlık şeklinde ses çıkarmaları, diğer
bireylere tehlikeyi uyarmaktadır.
c.Ultrasonik ses dalgaları ile kaçırma:
Son yıllarda ultrasonik dalga yayınlayan elektronik
aletler, ev ve depolardaki kemirgenlere karşı kullanılmaktadır. Alet tarafından
belirli periyotlarla üretilen ses üstü titreşimler, fare ve sıçanları o bölgeden
kaçmasına neden olmaktadır.
Ancak Türkiye de bu tip aletlerin ruhsatı bulunmamaktadır.
Bu aletlerin hangilerinin etkili veya ne kadar etkili olduğuna dair denemeleri
yapılmamıştır ve bu aletlerin bir çoğu ruhsatsız olarak satılmaktadır.
4. Kimyasal mücadele
Ambar fare ve sıçanlarının kimyasal savaşında
çinko fosfür ve antikoagulant etkili rodentisitlerle hazırlanan zehirli yemler
kullanılmaktadır.
Gerek çinko fosfürlü ve gerekse antikoagulant
etkili zehirli yemler kullanılırken kesinlikle yem istasyonlarında uygulanmalı
ve açıkta zehirli yem bırakılmamalıdır.
Her yemleme kutusuna populasyona bağlı olmakla
birlikte 100 gr zehirli yem konulmalıdır.
Eğer içindeki yem tamamen yenilmiş ise iki kat
yem konulmalı, eksilenler tamamlanmalı, kirlenenler yenilenmelidir.
Fumigasyon:
Hububat ve bakliyat ambarlarındaki zararlı fare
ve sıçanlara karşı 1 m³ ‘e 1 tablet (3gr) Aliminyum phosphide %56-57 kullanılabilir.
Fındık ve Ayçiçeği depolarında ise bakiye analizleri yapıldıktan sonra kullanılması
daha uygun olacaktır.